Aralık 11, 2010

Kasım 29, 2010

Ekim 04, 2010

Eylül 30, 2010

yüzyirmibeş

kalbin işine bak yüzüne bakamaz. 
ağlar durur sen uyurken. 
yalnız olamayan böyle mi yapar dersen anlarım. 
aşkın içine bak, en güzeline..
hem var hem yok mu, bile bile 
adalet yok ya, 
canımı yakar bu sessizlik...

Eylül 26, 2010

yüzyirmidört

yollar
önümüzde yine sokaklar
kalabalık, gri kaldırımlar
insanlar
insanlar
yalnız ve umutlu
bitti
bitmez dediğimiz masallar

elimizde kalan yalanlar
ufalmış
incinmiş
oyunlar
elleri
sanki hep ellerimde

kalbi
kalbimde

ve gözlerinden akan yaş
sanki içimde
kırık bir cümle
hala içimde
yağmur
sesini duyunca sende
beklersin, pencerende
belki geri gelir diye
elinde yüzünde rüzgâr
oynatır hüznü içinde
bembeyaz kar
elleriyle
dokunur yorgun yüzüne
bitti
sevdiğin o şarkı şimdi
kaybolmuş bir çocuk sesi
unutulmuş gibi
bir kuşun kanadındadır aşk
şimdi

kayan bir yıldız gibi
ortasından deler
geceyi..

yüzyirmiüç

yüzyirmiiki



Telefonda konuşamam bilirsin,
Mektuplarıysa ertelerim hep,
belkide yazım çirkin diye.
Çok düşündüm,
çok kurdum,
Karar verdim hep vazgeçtim,
ama sana yazabilirim nihayet.
Aslında söz vermiştim,
duygularımı kilitlemiştim,
ta ki sen açana dek.
 

Korkma sevgi dilenmeyeceğim
ama bilirsin beni işte
Bitiririm her şeyi bir dikişte
Napim?
Aşk bu,
savaş bu binlerce yıldır sürüp giden
Aşk bu,
savaş bu kadın ve erkek arasında
Artık saymıyorum yılları,
bana deyip geçen hayatları,
 

Zaten pek de sevmem insanları.
Ama kimi dostlar var sevdiğim,
sokak köpekleri beslediğim,
Bazı güzel anılar biriktirdiğim.
Tutku garip bir şey ve çok vahşi,
Ve çok hırslıydım zaten bende o yüzden de yağmaladım seni…
Kolay değildir bilirim,
bir aşkı bir kalbe koymak,
Hele bir başkasını severken sen.
 

Teşekkürler,
bir zamanlar beni

 cok sevdiğin için
Bu mektup da olmadı,
kelimeler toparlanmadı,
işte şimdi çöpe gidiyor.
Yinede mektubuma son verirken,
 

Seni her zaman çok seven,
Ben..


teoman

Eylül 23, 2010

yüzyirmibir

resimlerini görmek üzere olduğunuz 
bu minik kedi 
abbuşun pabucunu 
dama attırıcak cinsten :)

o kdr sevimli ki 
her hareketiyle beni benden alıyor..


ve gün boyu 
hiç yorulmadan miyavlıyor,


bütün ilgimizi 
üzerine toplayan 
bu isimsiz kedicik, 
abbuşun bize küsmesinede sebep oldu :)


ama o bizim ilk göz ağrımız..
seni çok seviyoruzz :))
ps:yeni bir kedi ismi bulmak gerek.
   sizce?

Eylül 21, 2010

yüzyirmi

Umutsuzluk biriktirdim
Küçük,küçük kumbaramda
Bak hayallerim bile
Başka hayatlardan bozma

yüzondokuz


hepsini sığdırabileceğim kdr 
uzun bir kolumun olmasını isterdim :)

şimdi benim biricik kuzenm 
bu fotoğraflara bakıp 
en beğendiği bileziği bana söylicek..
kendisi istanbulda yaşadığından dolayı 
1 yıl içinde fazlasıyla 
özleşiyoruz..
ve ben daha onu görmeyeli 
1 aydan az bir süre olmasına rağmen 
kendisini özledim bile..
beni seneye istnbula bekliyor 
ve benm bunun için 
bu sene fazlasıyla ders çalışmam gerekiyor 
bu yüzden burayı aksatıcam 
üzgününm yeni fotoğraflar uzun bir süre yok..
seneye size İstanbul'dan 
daha güzel fotoğraflar eklemek istiyorum :)

*peki ya sizin en beğendiğiniz hangisi?

Eylül 08, 2010

yüzonsekiz



Ben nice depremler gördüm
Kolay kolay yıkılmam.
Her defasında kaybetsem
Yine de hiç üzülmem.
Aslında bu kadar da kırılgan değildim,
Kendi yaptığım düşmanlara yenildim,
Bir kayboldum sonra tekrar belirdim,
Masallardaki gibi;
Bir varmışım, bir yokmuşum...
Sen bana imkanlar sundun
Ben bunu kabul edemem...
Şimdiye kadar yalnızdım
Öyle pat diye değiştiremem
Aslında bu kadar da kırılgan değildim,
Kendi yaptığım düşmanlara yenildim,
Bir kayboldum sonra tekrar belirdim,
Masallardaki gibi;
Bir varmışım, bir yokmuşum...


♥♥♥  
Korkarsam sakince ıslık çalarım
Ben susmam sende susmaki korkmayalım
malesef az sonra gitmem lazım
Huyum böyle aynı yerde hiç kalmamışım
Bir varmışım bir yokmuşum….

Eylül 06, 2010

yüzonyedi


2009-Amasra

saatin gece yarısını çoktan geçmesinden dolayı olsa gerek 
ben yine bir hüzün çökertmesi yaşıyorum :)
ve şimdi utanarak itiraf ediyorum 
evcilik oyununu izliyorumm
berbat bir program
ama n'apıyım bu saatten sonra hem izlenecek bir şey yok 
hemde evcilik oyunu beni çok güldürüyor :)
favorim bile var hattaaaa
tuğçe ile meeeeeeeeeeeert :)
bu  saçmalıklardan sonra bu yazıyı daha fazla uzatmıyorum 
ve aklıma gelen harika bir şiiri 
şuracığa ekleyiveriyorum.





Bugün sana İstanbul'dan gelen bir mektup oldum...

Ben bir kalem olsaydım eğer 

gelip parmaklarına yaslanır 
sana ipil ipil yanan yıldızlar çizerdim.
Ben bir rüzgar olsaydım
en çok gece bekçilerinin şapkalarını uçurmayı severdim. 
Bir de ağaçların arasından geçerken 
yaprakların çıkardığı sesi...
Ben bir İstanbul olsaydım eğer 
üç satırlık da olsa 
bir mektubun içine sığar
senin yanına gelirdim.

Çünkü İstanbul'u ne denli sevdiğini bilirdim.

Ben sana yazılan bir mektup olsaydım 

sana ne söyleyeceğimi 
neler anlatacağımı yine bilemez

Sözün tam burasında biterdim...


Burhan EREN





yüzonaltı

Parmak uçlarım tanımak istiyor seni
Dokunmak istiyor çocuklar gibi
Önümde uzayıp aksın bir su gibi
Merak ettiğim gövden
Ateşte çaydanlık, 
camda yağmur
Bahçede ıhlamur
Masamda incir rakısı, 
yatağımda ten kokusu


Teninle tanışmanın zamanı
Teninle konuşmanın zamanı


Senin tenin sıcak
Benim içimde bir kedi
Yumdu gözlerini "işte aşkdedi

Eylül 05, 2010

Eylül 02, 2010

Ağustos 31, 2010

yüzonüç

anılar yürür gibi sulara,
yer yok varlığında karanlıklara
simsiyah güneşli gecesin sen...

yüzoniki

rüyalarımı süsleyen bnm için bir tutku haline gelmiş olan 
harika takılar artık hayatımın 
bir parçası olmuş durumda..
bu takı yapma işinden oldukça 
memnun kaldığım gibi 
birde üstüne para kazanmak 
sanırım beni dahada istekli yapıyor :)çocukluğumdan beri 
her zaman incik boncuğa 
fazlasıyla ilgiliydim 
ve şu anda meyvelerinitoplamaktayım...
bu doğal taş dükkanlarından 
ya ben Bursa'da hiç görmedim 
yada gerçekten Bursa'da 
özellikle doğal taş satan hiç bir yer yok ..böyle bir şeyden 
insanların mahrum kalması 
büyük eksiklikmiş yeni anladım :)
bu fotoğraflar benim hayran kaldıklarımdn bir kaçı kendimi 
o kdr kaptırmışım ki sadece 3-5 fotoğraf çekebilmişim..
gönül isterdi ki her çeşit taştan 
bir örnek ekleyebilmek...
bu doğal taşlardan yaptığım bilezikleri 
daha sonra ekleyeceğim şimilik 
sizi bu fotoğraflarla 
baş başa 
bırakıyorum :)))

Ağustos 29, 2010

yüzonbir



Dünyalar vardır,düşünemezsiniz
Çiçekler gürültüyle açar
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüyünde ayrı bir telaş!
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi... 









İçimde çalkalanan bir dünya
Kulaklarımda karanlığın uğultusu
Ve gözbebeklerimde korkuların en büyüğü
Bir büyük dünyada yalnız kalmak korkusu
Ölürsem korkudan öleceğim..













kısa bir İstanbul turundan sonra artık Bursa'dayım..
size oradan bol bol fotoğraf getirdim 
şimdilik sadece İstanbul'un o güzel manzaralarından ekliyorum 
umarım beğenmişsinizdir..

BU SİTEDEKİ tüm FOTOĞRAflar AKSİ BELİRTİLMEDİKÇE bana AİTTİR. TÜRKİYE CUMHURİYETİ FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU UYARINCA; lütfen İzİnsİz kullanmayınız..

Hakkımda

Fotoğrafım
92 yılında Bursa'da hayata gözlerini açan bu kızcağız arada bir kaç yıl İstanbul'da olsada şimdi hala Bursa semalarında dolanmakta.. liseden mezun olmak üzere olan bir ygs genci..

İzleyiciler